MENÜ
İzmir 17°
Son Kale İzmir
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
İnsan ne ile yaşar!
Filiz Ekinci
YAZARLAR
7 Nisan 2021 Çarşamba

İnsan ne ile yaşar!

Bu soru birkaç gündür aklıma takıldı. Rus yazar L. Tolstoy'un aynı adlı romanından dolayı değil, son zamanlarda yaşadıklarımızdan dolayı. İnsanın yaşaması için temelde klasik deyimle ekmek, su ya da havaya ihtiyacı  vardır. Peki, bunlar gerçekten yaşamak için yeterli mi? Çoğunlukla yaşamakla yaşamda olmayı yani nefes almayı karıştırırız. Bu nedenle de ölümden dönenlere ''yaşama döndü'' denilir. Yaşıyorsun denmez. Güzel bir olay olduğunda ise ''hadi yaşadın'' denilir. Bu söylem bile aslında insanın yaşamasının nefes almanın ötesinde birşey olduğunu gösterir. 

Tekrar soruya dönecek olursak, ''İnsan ne ile yaşar?''

-Servetle mi?

-Güçle mi ?

-Umutla mı?

-Sevgiyle mi?

-Dostlukla mı?

-Erdem/onur/ahlak ile mi?

-Ün/Şan ile mi?

-Başarıyla mı? bu listeyi uzatmak mümkün. Ancak, bazı kavramlar vardır ki kişiden kişiye değişmez. 

Geçen yıldan beri  Covit-19 pandemisi nedeniyle evlere kapanmış olmak bizlere gözardı ettiğimiz ya da sıradan gördüğümüz bir çok şeyin ne kadar kıymetli olduğunu gösterdi. Sevdiklerimize sıkıca sarılmanın, tokalaşmanın, bir arkadaşınla kahve içmenin, karşılıklı oturup muhabbet etmenin ya da kapı komşumuzla bir çift laf etmenin vazgeçilmez olduğunu  gösterdi. Bir yıllık  süreçte yüzümüzde maskeyle dolaşmaya ve tüm bu yoksunluklara alıştık ya da katlandık.

Ancak en küçük bir gevşeme anında hastalanmayı göze alarak kendimizi sokaklara yani normal yaşamın özgürlüğüne bırakmaktan vazgeçmedik. Her ne kadar insanoğlu zamanla herşeye alışır denilse de özgür yaşamından vazgeçmek istemediğini ve buna alışmak istemediğini de gösterdi. J.J.Rousseau, ''Özgürlüğünden vazgeçen kimse, insanlıktan, hak ve görevlerinden vazgeçmiş demektir'' demiş. Farkında olarak ya da olmayarak bunu anlamış olacağız ki insanca yaşamanın gerektirdiği yaşam şeklinden vazgeçmek istemedik. Ancak, özgür olmak sadece fiziki olarak bir yerde hapis edilmek değildir.

Özgür olmak istediğini yapabilmekten öte, istemediğini yapmamaktır. 

Kaç  kişi istemediği şeyleri yapmıyor? 

Kaç kişi istemediği şeyleri yaptığında bunu sorguluyor?

Asıl olan özgür olup özgürce yaşamak kadar, kendi elleriyle özgürlüğünü yok edecek eylemde bulunmamaktır. 

Kendi ellerimizle kendi duvarlarımızı ördüğümüzü görebilmektir.

Kendi ellerimizle haklarımızdan vazgeçmemektir.

Kendi ellerimizle her anlamda özgürlüğümüzü yok etmemektir.

Başkalarını/bir şeyleri bahane etmeden doğru olanı yapabilmektir özgürlük.

Mahalle baskısına göğüs germektir.

Özgür olmak başkalarının söyledikleriyle değil, kendi aklı ve düşüncesiyle davranabilmektir.

Özgür olmak ikna edilmemek ve kandırılmamaktır.

Korktuğun için değil, doğru olduğu için davranabilmektir.

Çıkarın öyle gerektirdiği için yanlışa evet dememektir.

Özgürlük sadece kendin sözkonusu olduğunda adaleti, eşitliği ve insanca davranışı hatırlamamaktır.

Kısacası, özgür olmak birey olmaktır.

Bernard Shaw'ın ''Özgürlük sorumluluk getirir, İnsanların çoğunun özgürlükten korkması bundandır'' demiştir.

Özgürlük sorumluluk getirdiği için mi kaçarız birey olmaktan?

Yoksa birey olamadığımız için mi korkarız özgür olmaktan?  

İstanbul Sözleşmesi iptal edildiğinde kadınların bir kısmı tepkilerini göstermekten çekinmediler.  Bir kısmı ise sözleşmenin iptal edilmesine memnuniyetini gösterdi. Tepki gösterenleri anlamak kolaydı. Bu topraklarda kadına çok fazla görev ve sorumluluk yüklenmişti. Hakları, dahası canları ellerinden alınırken de sessiz kalmaları beklenemezdi/beklenmemeliydi.

Ancak, sözleşmenin iptal edilmesini alkışlayanların ''bu sözleşme Avrupa normlarına göredir. Avrupa'da  bireycilik vardır. Önemli olan  aile'dir'' söylemi hem aile olmaya hem de birey olmaya haksızlık değil midir? 

Aile bireylerden oluşmuyor mu?  

Ya da birey olmak aile olmayı engelliyor mu?

Aile toplumun en küçük birimi ise sağlıklı bir toplumun oluşması sağlıklı bireylerin ve sağlıklı bir ailenin olmasını gerektirmez mi?  

Bir aile'de bir kişinin erkek ya da kadının yarattığı  korku ve sindirmenin sonucunda diğer aile bireyleri ne kadar huzurlu ve mutlu olabilir? 

Bir kişinin, ''ben ne diyorsam o olacak'' diyen baskıcı bir tavrı  ne kadar mutlu bir ailenin oluşmasına izin verebilir? Böyle olan bir aile'den ne kadar sağlıklı bir toplum meydana gelir?  

Dahası başkalarının insafına bırakılan hayatlardan mutlu ve sağlıklı bir aile ve toplum ne zaman kurulabildi? 

Soruya dönecek olursak, ''İnsan ne ile yaşar?''

Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar
 Hakan Kalender
 14 Nisan 2021 Çarşamba 12:29
Kaleminize sağlık...
 Solmaz Sakızlıoğlu
 8 Nisan 2021 Perşembe 08:29
"Insan sosyal bir hayvandır". İnsanlar, doğal ihtiyaçları karşılandıktan sonra sosyalleşmek isterler.
Yazarın Diğer Yazıları
Sayfa başına gitSayfa başına git
Masaüstü Görünümü  ♦   İletişim  ♦   Künye
Copyright © 2021 Son Kale İzmir