MENÜ
İzmir 17°
Son Kale İzmir
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Hepimiz deprem suçlusuyuz...
Ahmet Güler
YAZARLAR
28 Ocak 2020 Salı

Hepimiz deprem suçlusuyuz...

Elazığ'daki deprem'de 41 vatandaşımızı kaybettik. Binlerce yaralı. 6,8 ölçeğinde ki şiddetli deprem için çok daha fazla kayıp verebilirdik. Allah korudu diyebiliriz.

1999'daki Gölcük depreminde ise tam bir felaket yaşamıştık, binlerce insanı yitirdik, binlercesi sakat kaldı, aile mensuplarını yitirdiler, dayanılmaz acılar yaşandı ve hala yaşanıyor. 21 sene sonraya bakınca, 1999'a göre sadece kurtarma ekiplerinin daha eğitimli ve teknik olarak daha donanımlı olduğu ortaya çıkıyor. Elazığ'da çok iyi bir performans sergilediler.

Ancak -olmasını istemeyiz ama- daha büyük bir felakette, bu ekiplerin sayısı ne kadar yeterli olacak?
Daracık ve park olarak kullanılan sokaklara teknik iş makinaları ve yardımlar nasıl ulaşacak?
Bilhassa İstanbul'da talan edilen deprem toplanma alanları yerine millet nerede toplanacak?
gibi sorular tamamen cevapsız bir şekilde ortada duruyor.

DEPREM ÖLDÜRMÜYOR, BİNA ÖLDÜRÜYOR..
Elazığ depreminden 3 gün sonra Japonya'da 7,3 ölçeğinde bir deprem oldu. Tek bir Japon'un burnu kanamadı. Yani depremde ölmek, bazı siyasilerin sokuşturmaya çalıştığı "KADER" değil, "ÖN TEDBİR" meselesi. Bizim gibi deprem kuşağında olan Japonlar binalarını, şehirlerini sürekli "deprem olacak" öngörüsü ile inşa ediyorlar, tedbir alıyorlar, ama "KADER" deyip boş vermiyorlar.

Zeten "Kadercilik" İslam coğrafyasının geri kalmasındaki en önemli negatif unsur. Deprem veya başka felaketler için önlem almak yerine işimizi sürekli Allah'a havale ediyoruz. Bu tedbirsizliğin sorumlusu sadece ülkeyi yönetenler değil. Esas suçlu biz halkız.

Yönetimlerin bu konulardaki ihmal ve boş vermişliklerini cezalandırmıyoruz. Deprem için toplanan paralar kayboluyor veya başka işlerde, maaş ödemelerinde kullanılıyor, deprem toplanma alanları inşaatcılara peşkeş çekiliyor, kentsel dönüşümler "Rantsal dönüşüm" oluyor, sesimiz çıkmıyor.

ÖLÜM TEHLİKESİ İÇİN MİLYARLAR ÖDEDİK..
Daha vahimi ise "ÇÜRÜK" binalarda, bir depremde yerle bir olacak konutlarda yaşama isteğimiz. "İmar Barışı" denilen ucube kaçak yapılara af kanunun üzerine atladık. Necip milletimiz 1,3 Milyon adet "ÇÜRÜK BİNA" için İmar Barışı'na başvurdu. Çürük ve ilk depremde yerle-bir olacak kaçak binalarda oturmak için birde devlete milyarlarca para ödedik.

Başımıza gelecek felaketlerin esas suçlusu biz olmakta ısrarımız devam ettikçe, bu tür felaketler de her zamanki gibi, üç beş gün ağlarız, "birlik-beraberlik" deriz, ertesi gün her şeyi unutur, çürük-çarık binalarda yaşamaya devam ederiz.

 
Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar
 ibrahim Yüncü
 7 Şubat 2020 Cuma 18:21
Ahmet bey, yazılarınızı takip ediyorum. Mantık temelli görüşleriniz var. Geçtiğimiz hafta KÜBA depremi 7 şiddetinde olmasına rağmen bir tek ölüm vakası olmadığına göre bunun bir sırrı olmalı. Bu konular bizde kader olarak değerlendirilir. Kafayı bir kaldırıp baksak Batı ne yapıyor, nasıl mücadele ediyor diye... Yazınız çok güzeldi teşekkürler.
Yazarın Diğer Yazıları
Sayfa başına gitSayfa başına git
Masaüstü Görünümü  ♦   İletişim  ♦   Künye
Copyright © 2020 Son Kale İzmir