MENÜ
İzmir 22°
Son Kale İzmir
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Adnan Süvari ve Göztepe gerçeği (2)
Sinan Genç
YAZARLAR
8 Nisan 2021 Perşembe

Adnan Süvari ve Göztepe gerçeği (2)

Göztepe, 1964-65 sezonunda daha sonradan UEFA Kupası adını alan Fuar Şehirleri Kupası’nda mücadele etmeye başladı. 1955-1958 yılları arasında bu turnuvaya sadece ticari fuarları olan Madrid, Londra ve İzmir şehirlerinin takımları katılabiliyordu ama 1958 yılında bu kural kalktı. Göztepe 1964-67 yılları arasında üç sezon boyunca oynadığı ilk tur maçlarının ardından turnuvaya veda etmişti. 1967-68 sezonunda ise Süvari’nin takımı artık yedi-sekiz yıldır beraber oynayan futbolculardan kurulu bir ekip haline gelmişti. Önce Antwerp’i, ardından Atletico Madrid’i elemişlerdi. Üçüncü turda Vojvonida’ya eleneceklerdi. Bir sonraki sezon Marsilya, Arges Pitesti ve OFK Belgrad’ı eleyip çeyrek finale yükseldiler. Hamburg turnuvadan çekilince yarı final oynamaya hak kazanmışlardı. Macar temsilcisi Ujpest’e kaybetmeleri zaferi gölgelemiyordu.

1968-69 sezonunda kazanılan Türkiye Kupası, bu kez Kupa Galipleri Kupası’nın kapısını açıyordu. İlk turda US Lüksemburg kolay lokmaydı ama Toshack’lı Cardiff, hiç de yabana atılacak bir takım değildi. İzmir’de elde edilen 3-0’lık galibiyet çeyrek finalin kapısını aralıyordu. Ama Roma yarı finale izin vermiyordu. Avrupa’daki zaferlerin yanı sıra Göztepe Süvari yönetiminde iki Türkiye Kupası, iki de Cumhurbaşkanlığı Kupası kazanmıştı.

LİGDE ŞAMPİYONLĞA OYNUYORDU AMA…

Süvari’nin ideali, futbolcuların sahada neler yapmaları gerektiğine bireysel olarak karar verecekleri bir altyapı oluşturmaktı. 10’uncu yılın sonunda, 1970 yılında artık Göztepe buna hazırdı. 1970 yılının ekim ayında şöyle diyordu Süvari: “Göztepe’den artık taktiği kaldırdım. Futbolcularıma sadece maçtan önce soyunma odasında sahaya çıkacakları şekli söylüyorum. Şimdi Göztepeli futbolcular kendi bildikleri gibi ve oyun zekâlarını kullanarak oynuyorlar.” Göztepe o sezonu Galatasaray ve Fenerbahçe’nin arkasında üçüncü sırada tamamlayacaktı. 

TAKIM OLMA FELSEFESİ ÖNEMLİYDİ

Türk futboluna dönemin ilerisinde düşünmeyi, kişilikli futbolu, ilk yumruğu vurmayı öğretti. Adnan Süvari yıldız oyunculardan pek haz etmezdi. Onları takım oyununu önünde engel olarak görürdü. Bu tutumu özellikle milli takımda çok fazla eleştirildi. Can Bartu, Sanlı Sarıalioğlu, Yusuf Tunaoğlu gibi oyuncuları zaman zaman milli takıma çağırmayınca kamuoyunun hedefi haline gelmişti. Ama o, bu seçimini şöyle açıklıyordu: “Ben bugün kolektif oyun bakımından bir takımın bütün oyuncularını aynı seviyede tutmak isterim. Birlik ve beraberlik en az teknik ve taktik kadar lüzumludur.”
Baskılara dayanamayacak 22 Ocak 1967’de Tunus’a karşı oynanan hazırlık maçında Sanlı ve Yusuf’u kadroya alacaktı. Ama maçtan sonra da şunları söylemekten geri durmayacaktı: “Son milli maçta Yusuf ve Sanlı’yı milli takıma koyduk. Değerleri ayaklarında top tuttukları sürece ortaya çıkıyor. Benim futbol anlayışım topu ayakta fazla tutmak değildir.”
Göztepe’de de hiçbir oyuncunun ön planda olmasına izin vermiyordu. O takımın oyuncuları 10 yıl boyunca “mahallenin çocukları” olarak kaldılar. Sadece Gürsel’in ayrı bir yeri vardı takımda, o da kaptanlık görevini yerine getiriyordu.



YABANCI OYUNCUYA KARŞIYDI

Antrenör Bülent Eken’in Danimarka’dan Nielsen isminde bir golcü getirmesine pek sevinmemişti Adnan Süvari. Ona göre Göztepe’nin yabancı futbolcuya ihtiyacı yoktu. Süvari’nin Göztepe’si yurtiçinden de yalnızca üç transferle beslendi. Sebahattin Kuroğlu Beşiktaş’tan, Hüseyin Yazıcı ve Ali İhsan Okçuoğlu ise Fenerbahçe’den transfer edilmişti. Geri kalan tüm futbolcular Ege’nin kendi çocuklarıydı. Futbolcularına karşı koruyucu ve kollayıcı tutumu saha dışında da onu saygın bir yol gösterici haline getiriyordu. Süvari tam dört dil biliyordu. İngilizceyi, Almancayı, Fransızcayı ve İtalyancayı ana dili gibi konuşuyordu. Göztepe’nin Lüksemburg Union karşısında oynadığı maç sonrasında düzenlenen basın toplantısında, Frankofonlar için Fransızca, İtalyanlar için İtalyanca konuşmuştu. Yabancı basın buna çok şaşırmış, ertesi günkü gazetelerde “Müthiş Türk… Entelektüel Teknik Direktör Adnan Süvari” başlıklarını atmışlardı.



MAÇ ÖNCESİ RİTÜELLERİ

Takımın motivasyona ihtiyacının olduğu durumlarda da ne söyleyeceğini iyi bilirdi. Maç öncesi ritüelleri o takımın tüm futbolcularının hafızalarında varlığını koruyor. “Maç için tüm hazırlıklarımızı tamamlayıp soyunma odasındaki banklara oturduğumuz andan itibaren kimse konuşmaz, orası kutsal bir mabedin ulvi sessizliğine bürünürdü. Bu sesizliği hocamız Adnan Süvari’nin o günkü maçın atmosferine göre değişen, bazen son düşüncelerini, bazen tek bir cümlesini dinler, sahaya motivasyonumuz en üst düzeyde çıkardık” diye anlatıyor Ceyhan Yazar.

AĞABEYİ ÖLDÜ GÖZTEPE’DEN AYRILDI

Sebahattin Süvari’nin 1970 yılındaki vefatının ardından yönetimle anlaşmazlığa düşen Adnan Süvari’nin adı Fenerbahçe ve Karşıyaka ile anıldı ama o 1970-71 sezonun sonunda bir daha teknik direktörlük yapmamak üzere köşesine çekildi. 1972 yılında evlendi, iki kız çocuğu oldu, uzun süre federasyon üyeliğinde bulundu, sigortacılık işine girdi, Milliyet’te köşe yazıları kaleme aldı ve Türk futbolu üzerine kafa yormaya devam etti.  1991 yılında ise Antalya’da geçirdiği kalp krizi sonrasında hayata gözlerini yumdu… Mezarı İzmir'in Pınarbaşı semtindeki Hacılarkırı mezarlığındadır.

 

Futbolculuk kariyeri

Futbola İzmir'de başladı. Göztepe'de 10 sene oynadı. İzmir Karması'nda yer aldı. İzmir Yüksek Ekonomi Ticaret Okulu'nda basketbol oynadı. Okulu bitirdikten sonra tekstil mühendisliği öğrenimi yaptı. Bu arada da antrenör futbolcu olarak görev yaptığı Yün Mensucat takımı ile 1955 yılında İzmir şampiyonluğu yaşadı.

Teknik direktörlük kariyeri

Londra'da açılan antrenörlük kursuna katıldı. Türkiye'ye döndükten sonra ilk önce bir buçuk sezon Karşıyaka'da görev aldı. Burada Ekim 1960'ta görevine son verilmesinden sonra Göztepe'de teknik direktör András Kuttik'ın yardımcılığını üstlendi. Kuttik 1960-61 sezonu için eski takımı Beşiktaş'la anlaştıktan sonra Göztepe'de Süvari teknik direktörlüğe getirildi. 1966'da Türk millî takımına antrenör oldu. Üç yıl iki görevi birlikte yürüttü. 1970'te antrenörlüğü bıraktı.

Unutulmaz başarılara imza attı

Göztepe'de başa geçtikten sonra, 1962'den itibaren 4-3-3'ü takımın kalıcı taktiği olarak belirleyen Süvari, takımın taktiğini golcü Fevzi Zemzem'e göre şekillendirmişti. Kolektif oyun anlayışını Göztepe'ye getiren Süvari, total futbolun uygulayıcılarından biri oldu. Göztepe, Süvari döneminde, 1964-65 sezonunda Fuar Şehirleri Kupası'nda mücadele etmeye başladı. Göztepe 1964-67 yılları arasında üç sezon boyunca oynadığı ilk tur maçlarının ardından turnuvaya veda etmişti. Göztepe ile 1968-69 sezonunda Fuar Şehirleri Kupası'nda yarı final[2], 1969-70 sezonunda da UEFA Kupa Galipleri Kupası'nda çeyrek final[3] oynama başarısını yakaladı. Avrupa'daki başarıların yanı sıra Göztepe, Süvari yönetiminde iki Türkiye Kupası ve iki de Cumhurbaşkanlığı Kupası kazandı

HEP ÜST SIRALARDA YER ALIYORDU…

Süvari'li Göztepe, 1970-71 sezonunda 5 puan farkla (37 puan) lig üçüncüsü, 1964-65 yılında 16 puan farkla (31 puan) lig dördüncüsü, 65-66 sezonunda yine 16 puan farkla (32 puan) lig beşinciliğini elde etti. Anadolu'ya ilk Cumhurbaşkanlığı Kupası'nı götüren Anadolu takımı olan Göztepe, ayrıca Avrupa Kupaları'nda yarı finale çıkan ilk takım olma özelliğini de onun döneminde kazandı. Göztepe yarı finale 64 takım arasından 5 tur üzerinden çıktı. Daha sonra yarı finalist olan Galatasaray, 32 takım arasından 4 tur ile yarı finale çıkmıştı. Türkiye Kupası'nda üç defa final oynayan, bunların ikisini kazanan, diğerini ise yazı tura ile kaybeden Göztepe'nin teknik patronu hiç bir zaman unutulmadı.

EFSANE GÖZTEPE KADROSU

Ali Artuner – (Küçük)Mehmet Işıkal – Çağlayan Derebaşı -Hüseyin Yazıcı – (Büyük) Mehmet Aydın – Nevzat Güzelırmak – Ertan Öznur – Nihat Yayöz – Fevzi Zemzem – Gürsel Aksel – Halil Kiraz ve antrenör Adnan Süvari yer alıyor.

ALTI DİL BİLİYORDU….

Fuar Şehirleri Kupası (UEFA)'da ilk tur maçında Marsilya'yı Halil'in attığı iki golle 2-0 yenen Göztepe ikinci maç için Marsilya'ya gider.  Uçaktan indikten sonra yüzlerce gazeteci hava alanında Göztepe'yi karşılar. Futbolcular çok heyecanlanır. Adnan Süvari, gazetecilerin ısrarı üzerine toplantı salonuna geçer. Bir gazeteci ingilizce soru sorar, ona cevap verir. Ardından başka bir gazeteci Almanca sorar o gazeteciye de Almanca yanıt verir. Bir diğeri ise Fransızca soru sormak ister, Fransızca karşılık alınca gazeteciler birbirlerine bakarlar. Bir başka gazeteci bu defa İtalyanca soru sorar, Süvari ona da İtalyanca cevap verir. Süvari, Rusça ve İspanyolca da bilirdi. Ertesi gün çıkan gazetelerde ise hemen hemen her gazetecinin başlığı aynıdır: "Müthiş Türk

LİSANSLAR UNUTULUNCA…

Heyecan doruktadır. Göztepe bu maç öncesinde avantajlı olsa da Adnan Süvari oldukça heyecanlıydı. Marsilya çok iyi bir takımdı. Onlarla baş etmek gerçekten çok zordu. Uykusu kaçan Süvari, gece geç saatlere kadar Antrenör Ahmet Cücen ile sohbet edip üstündeki heyecanı atmak ister. Bir gün sonra kahvaltı yapıldıktan sonra Süvari en önde Göztepe takımı maçın oynanacağı stada doğru yola çıkar. Ama bir şeyler eksiktir. Süvari, iyice kendisini kontrol eder ama eksik yok. Tam stada girileceği sırada Süvari, takımın lisanslarının kendisinde olmadığını fark eder ve sorar: "Lisanslar kimde?". Kimseden ses çıkmaz. Herkes şoktadır. Maçın başlamasına neredeyse bir saat var. Süvari hemen otobüsten iner ve Marsilya Emniyet Müdürü'nün yanına gider durumu anlatır. Süvari, emniyet müdürüyle birlikte otele gider ve lisansları bulur gelir. Heyecan dolu bakışlarla maçın hazırlıklarını yapan futbolcular Süvari'yi görünce rahatlar. Süvari, nefes nefesedir. Maçtan önce futbolcularına şunu söyler: "Arkadaşlar, bu maçta yenilebiliriz. Ama sizler yüreğinizi ortaya koyun ve oynayın. İsterseniz 5 gol yiyin ama biliyorum ki Allah yanımızda turu geçeceğiz" der.


YAZI MI YOKSA TURA M?

Göztepe oldukça zorlu mücadelenin sonunda rakibine 2-0 yenilir. İş kuralara kalır. Maçın hakemi sorar, "Yazı mı, tura mı?" Gürsel Aksel arkadaşlarına danışıp, "tura" der. Hakemin parmaklarından fırlayan para dönerek süzüldüğünde kalpler gümbür gümbür atmaktadır. Para yere düşer ve Göztepeli futbolcular havaya fırlar. Göztepe ikinci turdadır. Elbette Adnan Süvari elde edilen başarıları tek başına gerçekleştirmedi ama o başarının en büyük ve en önemli mimarıydı… Göztepe’nin o dönemde yaşadığı her tarihi başarıda onun mühürü Göztepe’de efsaneleşen her futbolcunun yüreğinde onun ruhu vardı… Ve o ruh ölümsüzleşen ve her taraftarın yüreğinde hissettiği asaletim tam kendisiydi…

Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar
 Hakan Erbil
 29 Ağustos 2021 Pazar 16:27
Babam (Bayram Erbil) bir süre Süvari'nin yardımcılığını yapmış. "Adnan Abi"ye hayrandı ve ona olan övgüleri hiç ama hiç dilinden düşmezdi.
 Nihat Yılmaz
 8 Nisan 2021 Perşembe 19:41
Nurlar içinde uyu . Iyiki seni tanıdım. Mekanın cennet olsun
 Ferhan ataoglu
 8 Nisan 2021 Perşembe 19:22
Kısacık ömrüne ne güzel bir aile vedecok güzel bir kariyer katmış allah rahmet eylesin mekanı cennet olsun....
Yazarın Diğer Yazıları
Sayfa başına gitSayfa başına git
Masaüstü Görünümü  ♦   İletişim  ♦   Künye
Copyright © 2021 Son Kale İzmir